Batı ne kadar medenidir? Avrupa nasıl zenginleşti? Sömürgecilik. Korsanlar ve terör örgütleri Batı’nın gayrimeşru çocuklarıdır. Batı'nın üzerimizdeki oyunları. Avrupa'ya karşı ne yapmalıyız?
İpek ve baharat, doğunun zenginlik kaynağıydı. Bu ürünler Avrupa’ya ulaşıncaya kadar pek çok el değiştirerek pahalanıyordu. Baharat Orta Çağ Avrupası'nda soyluların sofralarına da
girince çok önemli bir ticaret ürünü haline geldi.(1) Doğunun zenginliklerinden doğrudan yararlanmak için yeni ticaret yolları aradılar.
girince çok önemli bir ticaret ürünü haline geldi.(1) Doğunun zenginliklerinden doğrudan yararlanmak için yeni ticaret yolları aradılar.
Pusulanın öğrenilmesi, denizciliğin gelişmesi ve denizcilerin krallar tarafından desteklenmesiyle coğrafi keşifler dönemi başladı. Coğrafi keşiflerin en önemli sebebi doğunun zenginliğini (ipek, baharat, değerli madenler vb.) ele geçirme arzusudur. Yanlışlıkla Amerika’yı keşfetseler bile sonunda Çin ve Hindistan’a ulaştılar.
Avrupa, doğuyu tanımanın haricinde Amerika’yı keşfetti. Amerika kıtasının zenginliklerini sömürmeye başladılar. Çeşitli Avrupa ülkelerinden özellikle İngiltere’den göçmenler getirdiler. Burada koloniler kurdular. Afrika’dan getirdikleri köleleri bu kolonilerde çalıştırdılar. Klasik sömürgecilik bu şekilde başladı. Avrupa bununla da yetinmedi, yerli halkların topraklarını, kültürlerini, inançlarını, yaşam alanlarını ellerinden aldı, yok etti.
Rönesans ve reform hareketleri ile ufku açılan Avrupa, sanayi devrimi ile birlikte hammadde ve enerjiye ihtiyaç duymaya başladı. Ulaşabildikleri yerlerdeki zenginlikleri sömürerek kendi ülkelerine götürdüler. Güçlenen Avrupa ülkeleri yeni sömürgeler ele geçirme ve diğer ülkelerin sömürgelerine hâkim olmak için karşı karşıya gelmeye başladılar. Birbirleriyle savaştılar, birbirlerinin güçlerini zayıflatmak için çabaladılar. Denizciliğin gelişmesiyle deniz ticareti de gelişti. Bununla birlikte korsancılık faaliyetleri de başladı. Bu devletler kendilerine bağlı korsanlar edinmeye ve üretmeye başladılar. Gerek kendi korsanlarını üreterek gerekse düşman korsanları satın alarak, düşmanlarının sömürge edinmelerine ve ticaretlerine engel oldular. Düşmanlarını zayıflatarak güçlendiler. Yani Batı terörü çok uzun zaman önce kullanmaya başladı aslında. Birbirlerini yemenin zararlarını görünce, anlaşıp birlikte başkalarını demokratik bir şekilde yemenin(sömürmenin) daha karlı olduğuna karar verdiler. İttifaklar kurdular. I.ve II. Dünya savaşları v.s. Çok detaya girmeye gerek yok sanırım.
Bir yerde Batı’nın elde etmek istediği bir çıkarı varsa, onu elde etmek için, güçleri yetiyorsa, direk saldırarak alırlar. (Amerika kıtasına saldırdıkları gibi) Güçleri yetmeyecekse, zayıflatmaya, bölmeye çalışırlar.(Osmanlıya yaptıkları gibi) Olmadı, dost görünmeye çalışırlar. Demokrasi, medeniyet ve insan hakları falan götürürler. (Irak’a, Somali’ye, Libya’ya, Mısır’a ve Suriye’ye götürdükleri gibi) Onlar için hedefe giden her yol mubahtır. Yeter ki onu ele geçirsinler.
Osmanlı'dan ayırdıkları yerleri rahat sömürebilmek için diktatörler atadılar. Epeyce bir semirdiler. Şimdi daha verimli sömürmek için pozisyon değişikliği yapıyorlar. Bunu yaparken de çıkarları tehlikeye girmesin diye ve yeni çıkarlar elde etmek için geçmişte ürettikleri korsanlar gibi şimdi de El Kaide, Daeş, Boko-Haram, PKK gibi terör örgütleri ürettiler ve destekliyorlar. Siz bunlarla uğraşırken bizde sömürerek semirelim diyorlar.
Biz Türk halkı olarak her zaman üzerimizde bir takım oyunlar oynandığını, Batı’nın bizim gelişmemize engel olmaya çalıştığını, bir şekilde hep biliyorduk. Bunu, 27 Mayıs,12 Eylül darbeleriyle, muhtıralarla, PKK'yı başımıza bela ederek, Alevi-Sünni, Kürt-Türk, Laik-Dindar kavgaları çıkartmaya çalışarak, 3. Köprü’yü, 3. Havaalanı’nı, Marmaray'ı, Kanal İstanbul’u istemezük diyen gezicilerle, , 17-25 Aralık Paralel darbe girişimleri ile vs. yapmaya çalıştılar ve devam edecekler.
Evet, düşman boş durmuyor. Kendi çıkarını korumak için, her imkânı lehine çevirmek için çabalıyor, fırsat kolluyor, hatta fırsat yaratıyor. Hedefe gidecek yolu örümcek sabrıyla düşüyor.
Evet, artık batının oyunlarını görüyoruz. Ancak bu durumu kanıksamış gibiyiz. Batı plan yapıyor ve uyguluyor, biz de seyrediyor ve yorum yapıyoruz. Köşe yazarları, TV yorumcuları, araştırmacılar vs. anlatıyorlar…
Peki, biz hep edilgen mi kalacağız. Ah vah! ederek halimize ağlayıp sızlanacak mıyız?
Sürekli maç izleyen seyirci rolünden sıkıldım artık. Maç yapan oyuncular olmalıyız. Şu çim’e bizim de ayağımız değsin, biz de pas verelim, gol atalım istiyorum.
Batı üzerinde planlar yapıp, planları, çıkarlarımız doğrultusunda uygulamalıyız. Onlar gibi sömürgeci olalım demiyorum ama güçlü, etkin ve sözü geçen bir ülke olmak istiyorsak harekete geçmeliyiz. Sadece konuşan Türkiye yetmez, icraat yapan Türkiye olmalıyız.
Ne bileyim! Mesela, Yunanistan'ın ekonomik krizinden nasıl faydalanabiliriz? Almanya'daki Türkleri harekete geçirip vakıflar, dernekler vasıtasıyla Alman iç politikasına müdahale edip gelişmeleri kendi çıkarımıza nasıl kullanabiliriz? Mesela, İngiltere’deki İRA’ ya, İspanya'daki ETA’ ya destek verirsek kârımız ne olur? Bu ülkeleri zayıflatabilir miyiz? Avrupa'dan gazeteciler, akademisyenler, satın alabiliriz. Avrupa aleyhine yazılar yazdırabiliriz.
Mesela Vatikan Hıristiyanlığı yaymak için çabalıyor. Dünyanın her yerine kiliseler açıyor, misyonerler gönderiyor, dinler arası diyalog (Dünyadaki her insanı Hrıstiyan yapma)çalışmaları yapıyor. Biz neden İslam birliğini kurarak Halifeliği bir makam olarak ihya etmiyoruz. Neden Batı’yı Müslümanlaştırmak için çabalamıyoruz.
Batı’ya karşı gardımızı almalı ve hamlemizi yapmalıyız. Çünkü savaşlar artık, sadece silahla yapılmıyor. Her platformlarda ayrı ayrı devam ediyor. Sen Almanya’nın başbakanı ile görüşürken, adamlar kurdukları sivil toplum örgütleriyle, senin halkını örgütleyip, ülkenin aleyhine protesto gösterileri düzenleyebiliyorlar. Bu durumu biz demokratik bir ülkeyiz, STK lara müdahale edemeyiz, ikiyüzlülüğüyle açıklayabiliyorlar.
Günümüz savaşlarında toprak işgal edilmiyor. Ülkeler bölünerek küçültülüyor. Çünkü böyle yönetmesi daha kolay oluyor. Savaşlar, hâkimiyet kurma ve düşmana diz çöktürüp itaat ettirme üzerine kurulu.
Strateji kuruluşlarımız var. Sayıları artırılmalı. Bunlar ülke menfaatleri üzerine çalışmalar yapmalı, gerekirse devlet desteği ile gidip yerinde görmeli, incelemeli, planlamalı ve devlete veya yerli bir Türk şirketine bir rapor olarak sunmalı. Lehimize olabilecek gelişmeleri keşfetmeli veya o ülkelerde kurulacak STK lar vasıtasıyla oluşturmalı. Ar-ge çalışmaları yapmalılar.
Batı, medeni, insani ve demokratik falan değildir. Batı çapulcudur, yağmacıdır, sömürgecidir. Onlar gibi olalım, onların insanlığa yaptığı zulmü biz de onlara yapalım demiyorum.
Artık birlik olalım, ülke olarak kendimizi kullandırmayalım ve menfaatlerimizi koruyalım diyorum.
